BAĞIMSIZ AYLIK DERGİ

ANASAYFA

HABERLER

YAZARLAR

POLİTİKA

KÜLTÜR-SANAT

BİLDİRİLER

BİLGİ HAZİNESİ

TANITIM

TARİHTE KALAN

FOTOGRAFLAR

 

Askerler kurşuna dizdi, 'PKK yaptı' dedi serbest kaldı

1993 yılında, Diyarbakır Kulp'ta 11 köylünün öldürüldüğü olayda askerler tarafından dokuz kurşunla vurulup, öldü diye terk edilen Abdullah Ayaz, savcılık ifadesinde 'olayı PKK yaptı' demesi karşılığında serbest bırakıldığını anlattı.

Diyarbakır’ın Kulp İlçesi'nde 1993'te öldürülen 11 köylünün arasında yer alan ve 9 kurşun yemesine rağmen sağ kalmayı başaran Abdullah Ayaz yaşadıklarını Taraf gazetesine anlattı. Ayaz, vurulma anını şöyle anlattı: 

“Bize ‘Arkanızı dönün’ diye bağırdılar. Arkamızı döndük. Halay çeker gibi yan yana dizildik. ‘Arkanızı dönün’ diye bağıran uzman çavuşa yukardan biri seslenerek, ‘Ramazan işlerini daha bitirmedin mi’ dedi. O zaman keleşle taradılar bizi. Ben o sesten sonra, bize ateş açanın isminin, Baskın Taburu’ndan Uzman Çavuş Ramazan olduğunu anladım ve hâlâ unutmadım.” 

Gözaltında kaldığı 10 gün boyunca tedavi gördükten sonra savcılığa çıkarıldığını söyleyen Ayaz, “Bana, ‘Eğer olayı PKK yapmadı dersen, işin zor’ dediler. Ben de ifademde ‘Bizi PKK vurdu’ dedim. Savcı beni serbest bıraktı" şeklinde konuştu. 

Kulp’ta 1993 yılında, Bolu 2. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Yavuz Ertürk’ün emriyle kurşuna dizilen 11 köylü arasında yer alan ancak bu olaydan yaralı kurtulan Abdullah Ayaz, yaşadıklarını Taraf'tan Remzi Budancir'e anlattı. Ayaz, köylülerin öldürülmesi dolayısıyla hakkında soruşturma başlatılan emekli Tuğgeneral Ertürk’ün infaz emrini verdiğine tanık olduğunu söyledi. 

"Ailem gözümün önünde katledildi" diyen Ayaz'ın 19 yıl önce yaşadıklarını anlattığı söyleşinin bir bölümü şöyle: 


OPERASYONU ERTÜRK YÖNETİYORDU 

Bölgede yüzlerce köyün yakılması, birçok sivilin ölümü ile anılan Bolu Komando Tugayı’nın faaliyetleri, 1993 yılı Ekim ayında Diyarbakır’ın Kulp İlçesi’nde öldürülen 11 köylü ile ilgili iddianamede detaylarıyla yer aldı. İddianamedeki ifadeler, bölgede işlenen vahşeti gözler önüne serdi. İfadeleri iddianameye yansıyanlardan biri de Bingöl’ün Genç İlçesi Geyikdere Köyü nüfusuna kayıtlı Abdullah Ayaz. Ayaz, operasyonun başında bizzat Yavuz Paşa’nın olduğunu söyledi. 


PAŞA İLE KONUŞTUM 

Abdullah Ayaz her şeyin, 1994’ün Mayıs ayında Kulp’a yakın Ardürek bölgesinden minibüsle Bingöl’e giderken, komandolar tarafından yollarının kesilmesi ile başladığını anlattı. Komandoların, “Bize bu dağlarda rehberlik edeceksin” diyerek kendisini minibüsten indirdiğini söyleyen Ayaz, helikopterle Lice Yatılı Bölge Okulu’na (YİBO) götürüldüğünü anlattı. YİBO’da orta boylu, beyaz saçlı, dolgun birisinin yanına götürüldüğünü belirten Ayaz, “Askerliliğimi 1993’te bitirmiştim. Rütbeleri iyi tanıyordum. Adı Yavuz’du, rütbesi ise Tuğgeneraldi. Saatlerce benimle konuştu. Bana ‘Operasyon sizin bölgede yapılıyor. Askerleri dağlarda dolaştıracaksın, yol göstereceksin. Sen bu bölgedensin, burayı iyi biliyorsun. Operasyon biter bitmez seni serbest bırakacağız’ dedi. Askerler, ‘Operasyondan sorumlu kişi budur’ diyordu. Akşam saatlerinde çıktık, Lice-Genç arasında bulunan bölgelerde askerlerle birlikte yürümeye başladık” dedi. 


KUŞATILAN BÖLGE LİCE- GENÇ-KULP 

Ayaz, operasyon bölgesini şu sözlerle anlattı: “Beş gün dağlarda kaldık. Gittiğimiz istikamet bizim köydü. Bu süre zarfında, o bölgede bulunan birliklerin hepsini öğrendim. Birliklere bölgede bulunan Kulp-Genç köylerinin korucuları da katıldı. Muş birlikleri de Bingöl tarafından gelmişti. Bildiğim kadarıyla operasyonda Bingöl’den Elmalı, Yenisu, Binekli, Doğanevler, Seyfan, Muradan, Çaytepe ve hatırlayamadığım başka köylerin korucuları da vardı. Bunlar Bingöl tarafından gelmiş, tüm dağları ablukaya almışlardı. Benim birlikte olduğum komandolar da, Lice tarafında yer alan Geyiklere Köyü’ne doğru gidiyorduk. 5 gün sonra Geyikdere’ye vardık.” 

Abdullah Ayaz’ın anlattıkları arasında, Bolu 2. Komando Tugayı’na bağlı birliklerin isimleri de oldukça dikkat çekici. ‘Balyoz’, ‘Barut’, Baskın’ ve ‘Barış’ isimli taburların Bingöl, Genç ve Lice arasını kuşattığını anlatan Ayaz, bu taburlara Tuğgeneral Yavuz’un komuta ettiğini söyledi. 


VÜCUDUMUZU DAĞLADILAR 

Beş gün komandolara yol gösterdikten sonra kendi köyü olan Geyikdere’ye ulaştıklarını anlatan Ayaz, burayı kuşatan taburun Baskın Taburu olduğunu belirtti. Komandoların köyde dört gün kaldığını ifade eden Ayaz, “4. günün sabahı saat 06:00’da kapılarımızı çaldılar. Benimle birlikte amcam H. Aziz Ayaz (70), ağabeyim Tahir Ayaz (43) ve küçük kardeşim Cevdet Ayaz’ı (15) alarak, Sağgöze’nin üst tarafına götürdüler. Hepimiz şaşkındık. Ne yapılacağını bilmiyorduk. ‘Bir yanlış anlaşılma var’ diye düşünüyorduk. Bizi Sağgöze Köyü’nün üst tarafına götürüp, çırılçıplak soydular. Bizi Baskın Taburu aldı. Başlarında bir yarbay vardı. Soruları bu yarbay soruyordu. Bize ‘PKK’ya kim yardım ediyor’ diye soruyordu. Cevap versek de işkence sürüyor, vermesek de. Sopalarla dövüyor, ateşte ısıtılan demirlerle vücudumuzu dağlıyordu. Yarbay, 1,85-190 boyundaydı. Dolgun biriydi, bembeyaz saçları vardı. Her tarafı yakıp yıkan buydu. Kıbrıs’tan sürgün geldiğini askerler anlatmıştı. İşkenceli sorgu akşam saat 19:00 sularına kadar devam etti. Bizi buradan PKK’nın boşaltılan kamplarına götürdüler. Yer kazdırdılar bize” dedi. 


TETİĞİ ÇEKEN RAMAZAN ÇAVUŞ 

O sırada, aslen Bingöl Kığılı olan ama İstanbul ’da oturduğunu söylen bir askerin yanlarına geldiğini belirten Ayaz, askerin kendilerine Zazaca “İni Şıma Kışên (Bunlar sizi öldürecekler)” dediğini anlattı. Kendisinin de bunun üzerine amcasına, ‘Bizi öldürecekler’ dediğini, amcasının buna inanmayarak, ‘Niye bizi öldürsünler. Bir yanlış anlaşılma var’ diye karşılık verdiğini kaydeden Ayaz, “O sırada bize ‘Arkanızı dönün’ diye bağırdılar. Arkamızı döndük. Halay çeker gibi yan yana dizildik. ‘Arkamızı dönün’ diye bağıran uzman çavuşa yukardan biri seslenerek, ‘Ramazan işlerini daha bitirmedindi mi’ dedi. O zaman keleşle taradılar bizi. Ben o sesten sonra, bize ateş açanın isminin, Baskın Taburu’ndan Uzman Çavuş Ramazan olduğunu anladım ve hâlâ unutmadım” diye anlattı. 


NASIL SAĞ KALDI 

Açılan ateş sonrası bayıldığını, gözlerini açtığında sabah olduğunu söyleyen Ayaz, o anı, “Sabaha kadar baygın kalmışım. Kaç saattir ordaydım bilmiyordum. Vücuduma 9 kurşun isabet etmişti. 3 kurşun karın bölgemin sol tarafına, 5 kurşun bacaklarıma ve 1 kurşun da sağ koluma isabet etmişti. Nasıl ölmemişim ben de bilmiyorum. İki kardeşim ve amcam ölmüşlerdi. Yapacak hiçbir şey kalmamıştı” sözleriyle anlattı. Kendileri gibi başka ailelerden köylülerin de kurşuna dizildiğini sonradan öğrendiğini belirten Ayaz, orada kurşuna dizilenlerin Zübeyir, Mustafa ve Sıdık Uygunolduğunu, Uygun ailesini öldüren taburun Balyoz Taburu olduğunu söyledi. 


GENÇ KIZI YAKTILAR 

Çok kan kaybettiğini ve halsiz düştüğünü söyleyen Ayaz, bundan sonra yaşananları şu sözlerle anlattı: “Saatlerce saklanarak yürüdüm. Köye ulaşıp, haber vereyim dedim. Köyümüzün mezrasına geldiğimde köylülere olayı anlattım, kimse inanmadı. Kimse inanmayınca uzaklaştım. Çünkü sıra bu mezradaydı biliyordum. Saklandım ve uzaktan izledim. Mezrayı Barut Taburu bastı. Tüm evleri boşalttı. Kimse eşyasını alamıyordu. Karşısında saklandığım eve 30 yaşlarındaki Kıyamet Tuğa girdi, bir iki parça eşya almak istedi herhalde. Askerler, kızla birlikte evi ateşe verdi. Kız sağırdı zaten. Dışarı çıkarmadılar. Evle birlikte diri diri yandı. Köyün üzerine bir sürü helikopter geldi. 20 mezra ateş içindeydi. 

Daha sonra Doğanevler Karakolu’na sığındığını, başından geçenleri Zekeriya Astsubay’a anlattığını ifade eden Ayaz, Zekeriya Astsubay’ın telsizle, o olayı yapan komutana, ‘Siz burada teröristlere karşı mı operasyon yapıyorsunuz, yoksa sivil insanları mı öldürüyorsunuz’ diye sorduğunu söyledi. Karşıdaki rütbelinin ‘Abdullah yanında mı’ diye sorduğunu, Zekeriya Astsubay’ın ‘evet’ demesinden birkaç dakika sonra, bir helikopter geldiğini anlatan Ayaz, “Zekeriya komutan beni uzakta bekletti. Helikopterden inen komutan ile konuşmaya başladı. Helikopter gittikten sonra bana, ‘Seni helikopterden atacaklardı. Çabuk kaybol, nereye gidersen git. Seni ölmüş biliyorlar ve öyle kayda geçmişler’” dediğini söyledi. 


JANDARMA SAKLADI 

Karakoldan uzaklaştıktan sonra akrabaları tarafından Bingöl merkeze getirildiğini belirten Ayaz, şöyle devam etti: “Birkaç gün sonra Binekli Köy Muhtarı ve korucubaşı Ahmet Uta, askerlerle gelip beni Bingöl İl Jandarma Komutanlığı’na götürdü. Burada beni Nevzat Yüzbaşı sorguladı. Her şeyi anlattım. Yaralıydım. Beni tedavi ettirdi. Hücrede tutuluyordum. Sadece kontrol için götürüp getiriyorlardı. Birileri gelip beni istiyordu ama komutan beni vermedi. Beni öldüreceklerini biliyordu.”


ÖLÜ KAYDI YAPILDI 

Gözaltında kaldığı 10 gün boyunca tedavi gördükten sonra savcılığa çıkarıldığını söyleyen Ayaz, “Bana ‘eğer olayı PKK yapmadı desen, işin zor’ dediler. Ben de ifademde ‘Bizi PKK vurdu’ dedim. Savcı beni serbest bıraktı. Bizi öldürmeye götürdüklerinde kimliklerimiz alınmıştı. 40 gün sonra, Genç İlçesi’nde jandarmaya gittik, ifade verdik. Bizi Kulp’a yönlendirdiler. Kimliğimi Kulp’ta askeriyeden aldık. Dilekçe vererek, hayatta olduğumu belirttikten sonra, tekrar nüfusa yaşıyor diye kayda geçildi. Tespit davası ise 3 yıl sürdü. Tüm raporlar jandarma aldı, elimde hiçbir şey kalmadı” diye konuştu. 


BOLU TUGAYI’NIN KAYITLARI KAYIP 

Güneydoğu’da köy yakmalar ve faili meçhul cinayetlerle anılan Bolu 2. Komando Tugayı’nın bilgileri muammaya dönüştü. Savcılığın tugayı sorduğu Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı, ‘Arşivimizde bilgi yok’ derken, Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığı tüm arşivin deprem altında kaldığını öne sürdü. Kara Kuvvetleri Komutanlığı da iç güvenlik harekât bölgesinde icra edilen operasyonlara ait bilgilerin kayıt altına alınmadığını belirtti. Komutanlık sadece 1994 yılında 2. Komando Tugay Komutanlığı’nda görev yapan muvazzaf ve emekli subay listesini savcıya gönderdi. Olayla ilgili iddianameyi tamamlayan savcılık, Bolu 2. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında 11 köylünün öldürülmesi ile ilgili dava açtı. Bu davanın yanı sıra yine Bolu Tugayı tarafından 1994 yılında öldürüldüğü iddia edilen 25 kişiyle ilgili soruşturmalar devam ediyor. 


BİRLİĞİMİZ OHAL'E BAĞLIYDI 

İddianamede sanık Yavuz Ertürk’ün savunmasına da yer verildi. Savunmasında 2. Komando Tugay Komutanı olarak Mart-Nisan aylarında emirle Güneydoğu’ya gidip, Kasım-Aralık aylarında Bolu’ya döndüklerini anlatan Ertürk, “Birliğimiz, OHAL Valiliği emrinde Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı’nın komutası altında görev yapmaktaydı. Tugayda, ortalama 450 subay ve astsubay, 4-5 bin er ve erbaş bulunuyordu. Güvenlik komutanlıklarının baş edemediği terör eylemlerine Jandarma Asayiş Komutanlığı’nın emri ile operasyon yaptık” dedi. 


SORGULAYIP ÖLDÜRDÜLER 

Maktullerden çoğunun PKK ile ilişkilerinin tespit edilemediğinin vurgulandığı iddianamede, “Örgütün yapısı” başlığı altında, Yavuz Ertürk’ün idaresi altında, “Yarbay Ramazan” kod ismini kullanan subay ile diğer görevlilerden oluşan bir grup oluşturulduğu belirtildi. Bu grubun asli görevinden ayrılarak, gözaltına aldıkları kişileri sorgulayıp bir kısmını öldürdüğü, bu şekilde suç işlemek amacıyla kurulmuş bir teşekkülle dönüştüğü anlatıldı. Bu yapının, “Kasten öldürme” suçu başta olmak üzere birçok suçu Yavuz Ertürk’ün talimatıyla işlediği belirtilen iddianamede, suçların “Terörle mücadele adı altında işlendiğinin mevcut delillerden anlaşıldığı” tespitine yer verildi.

Yargıtay onayına faşizan tepkiler sürüyor

Ş20 YIL CEZA ALANLAR

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi,

1. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına,

2. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve

3. Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ı 20 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ı ”Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Sanıklar hakkındaki cezanın Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca yarı oranında arttırılmasının öngörüldüğünü hatırlatan mahkeme, cezanın ağırlaştırılmış müebbet hapis olması nedeniyle bunun fiilen mümkün olmadığını bildirdi.

Sanıkların ellerinde olmayan sebeplerden dolayı sonucun meydana gelmediğini belirten, kastın ve kusurun yoğunluğunu, güttükleri amacı göz önüne alan mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını eski TCK’nın ”cürme teşebbüs” başlığını taşıyan 61. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 20′şer yıl hapis cezasına çevirdi.

Mahkeme, Fırtına, Örnek ve Doğan’ın mahkemedeki olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle haklarında eski TCK’nın 59. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.

18 YIL CEZA ALANLAR:

1. Orgeneral Bilgin Balanlı,

2. Koramiral Abdullah Can Erenoğlu,

3. MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan,

4. Emekli Orgeneral Ergin Saygun

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Orgeneral Bilgin Balanlı, Koramiral Abdullah Can Erenoğlu, Tümgeneral Gürbüz Kaya, MHP Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Orgeneral Ergin Saygun, eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, emekli Korgeneral Nejat Bek, emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Korgeneral Yurdaer Olcan ve emekli Albay Cemal Temizöz’ün de aralarında bulunduğu 78 sanığı ”Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.

Sanıklar hakkındaki cezanın Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca yarı oranında arttırılmasının öngörüldüğünü hatırlatan mahkeme, cezanın ağırlaştırılmış müebbet hapis olması nedeniyle bunun fiilen mümkün olmadığını bildirdi.

Sanıkların işlemeyi kast ettikleri eylemlerini elverişli vasıtalarla icraya başlamış olmakla birlikte ellerinde olmayan sebeplerden dolayı sonucun meydana gelmediği ve bu nedenle eylemlerinin eksik teşebbüs aşamasında kaldığını belirten mahkeme, meydana gelecek zarar ve tehlikenin ağırlığını, kast ve kusurun yoğunluğunu, güttükleri amaç ve olaylardaki konumlar nazara alınarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının eski TCK’nın ”cürme teşebbüs” başlığını taşıyan 61. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 18′er yıl hapis cezasına çevirdi.

Mahkeme, 78 sanık hakkında yargılama sürecindeki olumsuz tutum ve davranışlarını göz önüne alarak, eski TCK’nın cezada indirim öngören 59. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.

Sanıklardan, Bulut Ömer Mirmiroğlu’nu da aynı suça ilişkin 18 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, Mirmiroğlu’nun cezasını yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları göz önüne alınarak, eski TCK’nın 59. maddesi uyarınca 15 yıl hapse indirdi.

5. Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu 

6. Emekli Koramairal Deniz Cora

7. Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü

8. Emekli Korgeneral Nejat Bek

9.  Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri

10. Eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık

11. Koramiral Abdullah Can Erenoğlu

12. Emekli Albay Cemal Temizöz

13. Emekli Koramiral Kadir Sağdıç 18 yıl hapis cezası

14. Emekli Korgeneral Yurdaer Olcan 18 yıl hapis cezası

15. 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan,

16. Emekli Korgeneral Ayhan Taş,

17. Emekli Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz,

18. Emekli Tuğgenaral İzzet Ocak,

19. Emekli Tuğamiral Hakkı Suha Tanyeri,

20. Emekli Koramiral Kadir Sağdıç,

21 . Emekli Orgeneral Yurdaer Olcan,

22. Emekli Albay Cemal Temizöz,

23.  Emekli Kurmay Albay Bülent Tunçay,

24. Koramiral Abdullah Can Erenoğlu,

25. Metin Yavuz Yalçın,

26. İhsan Balabanlı,

27. Mustafa Aydın Gürül,

28. Mehmet Fatih Ilgar,

29. Emekli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak,

30. Ali Semih Çetin,

31. Nihat Altınbulak,

32. Mustafa Karasabun,

33. Bora Serdar,

34. Levent Görgeç,

35. İbrahim Koray Özyurt,

36. Dora Sungunay,

37. Soner Polat,

38. Meftun Hıraca,

39. Yaşar Barbaros Büyüksağnak,

40. Hasan Gülkaya,

41. Faruk Doğan,

42. Mücahit Erakyol,

43. Ergün Balaban

16 YIL CEZA ALANLAR:

1. Tuğamiral Şafak Yürekli,

2. Emekli Kurmay Albay Dursun Çiçek

3. Emekli Albay Derya Günergin

4. Emekli Albay Ali Türkşen

5. Emekli Albay Ahmet Zeki Üçok

6. Emekli Albay Ömer Faruk Ağayarman

YAKALAMA KARARI ÇIKTI

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşma salonundaki 6 tutuksuz sanığın tutuklanmasına, 69 sanık hakkında da yakalama emri çıkarılmasına karar verdi.

ERSÖZ’ÜN DOSYASI AYRILDI

- ”Balyoz Planı” davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında yakalama kararı olan sanıklar Ali Göznek ve Ahmet Gökhan Rahtuvan ile tedavi olduğu için savunması alınamayan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün dosyasının ayrılmasına karar verdi.

BERAAT KARARI ÇIKTI

- ”Balyoz Planı” davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 36 sanığın da beraatına karar verdi.

- Ceza alan sanıklar 13 yıl 4 ay ile 20 yıl arasında hüküm giydiler.

28 KİŞİYE 13 YIL 4 AY HAPİS

”Balyoz Planı” davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, eski HAVELSAN Genel Müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman’ın da aralarında bulunduğu 28 kişiyi, 13 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum etti.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma mahkeme heyeti, eski HAVELSAN Genel Müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman, beyin ameliyatı geçiren albay Levent Kerim Uça’nın da aralarında bulunduğu 28 kişinin ”Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan cezalandırılmasına karar verdi.

Bu suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değerini dikkate alarak sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum eden mahkeme heyeti, bu cezanın meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığı, kast ve kusurun yoğunluğu, sanıkların güttükleri amaç ve olaylardaki konumlarını da göz önünde bulundurarak, indirilmesini kararlaştırdı.

Sanıklara 16 yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, bu sanıkların yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışlarının göz önünde bulundurarak cezalarında indirim yaptı. Mahkeme heyeti, sanıkları 13 yıl 4 ay hapisle cezalandırdı.

Soruşturma kapsamında Eskişehir’deki evinde yapılan aramada dava konusu belgelerin ele geçirildiği emekli Albay Hakan Büyük hakkında ”suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan hüküm kuran mahkeme heyeti, suçun işleniş biçimi, eylemin oluş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın güttüğü amacı göz önünde bulundurarak, Büyük’e 4 yıl hapis cezası verdi.

Mahkeme heyeti, Büyük’ün suçun işlendiği tarihte kamu görevlisi olması nedeniyle cezasını yarı oranında artırarak 6 yıla çıkardı.

Müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanma kararı

Sanık Hakan Büyük dışındaki tüm sanıkların verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın süresini dikkate alınarak, eski TCK’nın 31. maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmalarına karar veren mahkeme heyeti, aynı sanıkların eski TCK’nın 33. maddesi gereğince hapis halleri sona erene kadar yasal kısıtlılık halinde bulundurulmasını, ayrıca bu süre içinde babalık ve kocalık sıfatının verdiği hakları kullanmaktan mahrumiyetlerini kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, ”Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan haklarında dava açılan 36 sanığın bu suçu işlediklerinin sabit olmadığını belirterek, beraatlerine karar verdi.

Sanıklardan haklarında yakalama emri bulunan Ali Göznek ve Ahmet Gökhan Rahtuvan ile tedavisi devam ettiğinden emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün savunmalarının alınamadığını belirten mahkeme heyeti, bu sanıklar hakkındaki dosyanın ayrılmasına hükmetti.

İddianamede yer alan ancak kimlik bilgilerinin doğru olmadığı belirlenen 2 kişiye ilişkin kamu davasının düşürülmesine karar veren mahkeme heyeti, yargılama sürecinde vefat eden Ali Tarık Akça’nın hakkındaki davanın da düşürülmesini kararlaştırdı.

KARAR DURUŞMASINDAN NOTLAR:

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, Orgeneral Bilgin Balanlı, emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, emekli Oramiral Özden Örnek, MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli orgeneral Ergin Saygun’un da aralarında bulunduğu 248 tutuklu sanık katıldı.

Duruşmada, 12 tutuksuz sanık ile 9 sanık avukatı da hazır bulundu.

Davanın tutuklu sanıkları emekli Orgeneral Ergin Saygun, Albay Hakan Mehmet Köktürk ile “Ergenekon” davasından tutuklu yargılanan bu davanın tutuksuz sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün katılmadığı duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken, bir önceki celsede sanıklara son söz haklarının tanındığını hatırlattı.

Mahkemenin, bir gün önce karar için değerlendirmeye çekildiğini, ancak bir neticeye ulaşamadığı belirten Diken, bu nedenle duruşmanın bugüne bırakıldığını anımsattı.

Diken, önceki duruşmaya katılmayan 4 tutuksuz sanığa da son söz hakkı tanınacağını ifade etti.

Tutuksuz sanıklar Özgür Ecevit Taşçı, Berna Dönmez, Erdem Ülgen ve Abdülkadir Eryılmaz’ın son sözlerinin alınmasının ardından Başkan Diken, “Son değerlendirmemizi yapmak üzere bir süre daha ara veriyoruz. Daha sonra heyetin bir karar vermesi halinde kararımızı açıklayacağız” dedi.

KARAR ÖNCESİ YAŞANANLAR

MARŞ OKUDULAR
Tutuklu sanıklar saat 13.15 sıralarında duruşma salonuna alınmaya başlandı. Salona önce Maltepe, Hasdal ve Hadımköy Askeri Cezaevi’nde bulunan tutuklu sanıklar geldi. Ardından da Silivri Cezaevi’nde bulunan sanıklar salona geldi. Duruşma başlamadan önce sanık yakınları ve sanıklar sandalyelerin üzerine çıkarak birbirlerine el sallayarak konuşmaya çalıştılar. Sanıklar ve yakınları zaman zaman Gençlik Marşı”, “10′uncu Yıl Marşı” ve “Harbiye Marşı” okudular.

EŞİNE SARILMAK İÇİN BARİYERİ AŞTI

Saat 13.15 sıralarında salona alınan tutuklu sanıklardan Recep Rıfkı Durusoy cezaevinde tutukluyken evlendiği kendisinden 28 yaş küçük Melike Durusoy’a sarılmak için bariyeri aştı.
Salona alınan Durusoy sanıklarla izleyiciler arasına konulan bariyerleri atlayarak eşine sarıldı.

ÇETİN DOĞAN, “BORSANIN KAPANMASINI BEKLEYEBİLİRLER”

Mahkeme heyetinin karar için davaya ara vermesinin ardından salonda bulunan milletvekilleri ile sohbet eden davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan “Kararın açıklanması için borsanın kapanmasını bekleyebilirler. Saat 17.00′yi 18.00’i bulabilir” dedi.

TARİHİ DAVANIN ÖZELLİĞİ

Fatih Camisi ve Beyazıt Camisinin bombalanması, Türk jetinin düşürülmesi, halkın tahrik edilmesi gibi kaos senaryolarını içeren darbe planıyla ilgili dava süreci hakim atamalarıyla tahliyeler, davanın kilitlenmesi, heyete hakaretler vemahkeme basılması gibi gelişmelerle tarihteki yerini aldı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Balyoz davasının 107′nci duruşmasına MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan, Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Bilgin Balanlı’nın da aralarında bulunduğu 249 tutuklu sanık ile 16 tutuksuz sanık katıldı.

“28 Şubat soruşturması” kapsamında tutuklu bulunan Balyoz davasının tutuksuz sanığı emekli Korgeneral Tevfik Özkılıç tutuklu sanıklar arasında yer alırken Ergenekon davasından tutuklu bulunan Balyoz davası tutuksuz sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz gelmedi.

SAYGUN SANDALYEDE

Davanın bir önceki oturumunda Mahkeme Başkanı Ömer Diken, “Hayati tehlikesi bulunmaması” durumunda bütün tutuklu sanıkların hazır edilmesi yönünde karar almıştı. Alınan bu karar davanın karara bağlanacağı söylentilerine neden olmuştu. Bu talimatın ardından davanın dünkü duruşmasına sanıklar tam kadro katılım gösterdi.

Tutuklu sanık Ergin Saygun da tekerlekli sandalyede sağlık görevlileri eşliğinde duruşmada hazır bulundu. Ayrıca davada MHP Genel Başkan Yardımcısı ve MHP milletvekili Bülent Belen ve MHP milletvekili Ruhsar Demirel, Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit ile Basın Konseyi üyesi Turgut Kazan izleyici olarak yer aldı.

TÜM TALEPLER REDDEDİLDİ

Davanın sabahki bölümünde sanıkların ve avukatların kimlik yoklamasının ardından üye hakim Ali Efendi Peksak, mahkemeye ulaşan cevabi yazılarla ile dilekçeleri okudu. Dilekçeler arasında sabah namazının ardından camide bıçaklanarak öldürülen ve İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden olan Bayram Ali Öztürk’ün oğlu Mahmut Öztürk’ün müdahillik talepli dilekçesi de yer aldı.

Babasını öldüren kişi ile Balyoz davasının sanıkları arasında bir ilişki olup olmadığının araştırılmasını isteyen Öztürk, dilekçesinde müdahil olmak istediğini belirtti. Mahkeme Başkanı Ömer Diken tutuklu sanıklardan 3 kişi ile 28 Şubat soruşturmasından tutuklu ve budavanın tutuksuz sanığı olan Tevfik Özkılıç’ın savunmalarının alınmadığını hatırlattı.

Öncelikli olarak bu sanıkların savunmalarını yapmasını istedi. Sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından mahkeme, taleplere ilişkin kısa bir ara verdi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Mahmut Öztürk’ün müdahillik talebini reddetti. Ardından da Başkan Ömer Diken, sanıklara son sözlerini söylemeleri için söz verdi.

İLK SÖZ BİR NUMARALI SANIK DOĞAN’A

Son sözü sorulan Balyoz’un 1 numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan, önceki savunmalarının kısa bir özetini yaptı. Hakkındaki suçlamaları reddettiğini söyleyen Doğan, “Mahkemenizin son perdesinin oynandığı bu günde, bundan 18 ay önce bu duruşma salonunda söylediklerimi tekrarlayarak sözlerime son vermek istiyorum.

Burada haksız, hukuksuz yargılamaya tepki olarak ‘Bu haksız ve hukuksuz davayı inatla sürdürmekte cüret ve cesareti nereden alıyorsunuz’ diye sormuştum. Sizden aldığımyanıt ise ‘Türk ulusundan’ olmuştu. Bu yanıtın inandırıcılığını, davanın geldiği bu son aşamada bütünüyle yitirdiğini sanırım. Vereceğiniz karar hakkınızda hayırlı olsun” dedi.

‘SUÇLAMAYI REDDEDİYORUZ’

MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan ve Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, önceki savunmalarında her şeyi söylediklerini belirterek söylenecek başka sözleri olmadığını ifade etti.

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ise hakkındaki suçlamayı reddettiğini söyledi. Ergin Saygun ise, “Bu dava birçok meçhul ile maluldür.

Hüküm aşamasına gelinmiştir. Davanın sonucunu etkileyecek birçok tanık dinlenmemiştir. Dinlenmemiş bilirkişiler mevcuttur. Kuvvet şu anda sizdedir ancak hak bizimledir” dedi.

KAYA: VATAN SAĞ OLSUN

Sanık Ramazan Cem Gürdeniz, mahkemenin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini belirterek başladığı konuşmasını, “Mahkemeyi tanımıyorum. Söylenecek sözüm yok” diyerek bitirdi. Sanık Süha Tanyeri ise Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın da aralarında bulunduğu tanıkların dinlenmeden verilecek kararın hiçbir yasallığı olmadığını söyledi.

Sanık Orkun Gökalp, “Yüce Türkmilletine verilemeyecek hiçbir hesabı” olmadığını belirtirken Mustafa Kemal Tutkun ise “Umarım yüce Türk milleti, verilecek olan bu kararı içine sindirir” şeklinde konuştu.

Sanık Gürbüz Kaya ise “Aziz milletim, size, vatanıma ve bayrağıma asla ihanet etmedim. Vatan sağ olsun” dedi.

ÇİÇEK: SON SÖZÜM YOK

Sanık Harun Özdemir “Tutuklu bulunduğum 20 ay içerisindemaddi ve manevi desteğini esirgemeyen eşime teşekkür ediyorum” ifadesini kullanırken sanık Recep Rıfkı Durusoy “Mahkemeden bildiklerini saklayanlar şerefsizdirler namussuzdurlar. Kul hakkı yemektedirler. Yüce adalete ve Yüce Allah’a inanıyorum beraatımı talep ediyorum” dedi.

Sanıklardan Ali Aydın, “Bizim hakkımızda ne düşünüyorsanız, Allah size 10 katını versin” şeklinde konuştu. Dursun Çiçek’in son sözleri ise “Adil ve dürüst bir yargılama evrensel hukuka dair bir karar beklemediğim için son söz söylemeyeceğim” oldu.

İddia edilen planlar planlar Çarşaf, Suga, Oraj ve Sakal

Balyoz Darbe Planı davasında 968 sayfalık iddianame hazırlandı. Buna göre, dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, Kasım 2002’de AK Parti hükümetini devirmek için Balyoz Harekât Planı adıyla bir darbe planı hazırladı.

Darbe ortamı oluşturabilmek için kanlı kaos planları içeren plana göre; bir cuma namazı sırasında Fatih ve Beyazıt camileri bombalanacak, bir Türk savaş uçağı düşürülecek, ülkede irticai unsurların ayaklandığına dair bir hava oluşturulucaktı.

Darbeye zemin oluşturmak amacıyla hazırlanan dehşet planlarına Çarşaf, Suga, Oraj ve Sakal adı verildi. Balyoz, Çarşaf, Suga, Oraj ve Sakal planlarının bir provası 5-7 Mart 2003’te İstanbul’da Çetin Doğan’ın önderliğinde düzenlenen Balyoz Plan Semineri’nde yapıldı.

İstanbul Barosu ve avukatlar kilitledi

Karar aşamasına gelen Balyoz davasında sanık avukatları yaklaşık 2 ay duruşmaları boykot eylemi yaptı. Bunun üzerine mahkeme, İstanbul Barosu’na yazı yazarak davaya avukat görevlendirmesini talep etti. Baro olumsuz cevap verirken yargıyı eleştirdi. Mahkeme baro yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Barosu’na bağlı avukatlar Ümit Kocasakal liderliğinde duruşma salonuna İstanbul Barosunu temsilen gözlemci olarak geldi.. Mahkeme, söz konusu eylem ve duruşmadaki açıklamaları sebebiyle 11 avukat hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulundu.

21 ay sonra karar

20 Ocak 2010: Taraf Gazetesi 2002′de iktidara gelen AK Parti’yi devirmek için 2003′te hazırlanan ‘Balyoz Güvenlik Harekât Planı’ deşifre etti. Bir gün sonra soruşturma başlatıldı.

21 Ocak 2010: Genelkurmay Başkanlığı, planın 1′inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen plan semineri olduğunu açıkladı.

30 Ocak 2010: Mehmet Baransu, 5 bin sayfa belgeyi bir bavul içerisinde İstanbul Adliyesi’ne teslim etti.

19 Şubat 2010: Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü. Başbuğ, “Silahlı Kuvvetler’de maalesef çürükler yüzünden bilgi sızması oluyor. Dimdik duracağız fakat her şeyin bir zamanı var. Olayları uzaktan seyrediyoruz anlamına gelmez, tamam mı” diyordu.

22 Şubat 2010: İlk operasyon düzenlendi. Çetin Doğan, Süha Tanyeri, Ergin Saygun ve Özden Örnek’in de aralarında bulunduğu 40′a yakın isim gözaltına alındı.

24 Şubat 2010: Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz, Çetin Doğan ile emekli Korgeneral Engin Alan tutuklandı.

Oktay Kuban salıverdi

1 Nisan 2010: İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu bulunan 10′u muvazzaf 17 askerin tahliyesine karar verdi. Hakim Oktay Kuban tarafından salıverilen isimler arasında Çetin Doğan da vardı.

4 Nisan 2010: Savcıların tahliyelere itiraz etmesi sonucunda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 19 kişi hakkında yakalama emri çıkartıldı.

23 Nisan 2010: Çetin Doğan ve diğer isimler ikinci kez tutuklandı.

17 Haziran 2010: İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Yılmaz Alp, itiraz üzerine Çetin Doğan ve Engin Alan’ın da aralarında bulunduğu 14 kişinin tahliyesine karar verdi.

21 Haziran 2010: Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarı ve TÜBİTAK’tan alınan raporlarla Balyoz Darbe Planı’ndaki imzaların gerçek olduğu onaylandı.

22 Haziran 2010: 14 şüpheliyi bırakan Hakim Yılmaz Alp, 12 kişiyi daha tahliye etti. Gerekçesine Adli Tıp’ın ‘belgeler gerçek’ raporunu ekledi.

19 Temmuz 2010: İddianame, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi ve tamamı asker 196 sanık hakkında dava açıldı.

23 Temmuz 2010: Balyoz sanıklarının serbest bırakılmasının ardından, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Halil İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Çetin Doğan ile Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu’nun da aralarında yer aldığı 102 sanık hakkında yakalama kararı çıkardı.

26 Temmuz 2010: Sanıklar hakkındaki yakalama kararına itiraz edildi.

6 Ağustos 2010: İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar hakkında çıkarılan yakalama kararını oyçokluğuyla kaldırdı.

Gölcük’te 10 çuval belge

6 Aralık 2010: Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi’nde yapılan aramalarda zemin altındaki gizli bölmelerde Balyoz Darbe Planı’na ilişkin 10 çuval belge ele geçirildi.

16 Aralık 2010: Balyoz Darbe Planı davasının ilk duruşması başladı.

11 Şubat 2011: Davanın 13. duruşmasında mahkeme, Gölcük’te ele geçirilen yeni Balyoz belgelerine ilişkin tamamı asker 133 sanık hakkında tutuklama, 29 sanık hakkında yakalama kararı verdi.

21 Şubat 2011: Bir ihbar üzerine Eskişehir’de emekli Albay Hakan Büyük’ün evinde yapılan aramada yeni Balyoz belgeleri ele geçirildi. Belgelere ilişkin, Albay Büyük 29 Nisan’da tutuklandı.

‘Ayspergin görünen yüzü’

15 Mart 2011: Balyoz Darbe Planı ile soruşturmayı yürütmekle görevli 1. Ordu Başsavcısı Albay Bülent Münger’in de aralarında olduğu iddia edilen 5 askeri hukukçunun ses kaydında, darbe planı kabul edildi. Münger, “Bu aysbergin görünen yüzü” diyordu.

30 Mayıs 2011: Eskişehir’de ele geçirilen Balyoz belgeleriyle ilgili Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı tutuklandı. Balanlı o tarihe kadar tutuklanan en yüksek rütbeli muvazzaf subay oldu.

20 Ağustos 2011: Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen ses kaydı gündeme damgasını vurdu. Koşaner, “Balyoz’un günahı 1. Ordu’ya ait. Neyimiz varsa çaldırmışız. Esas rezalet bu” diyordu.

16 Ocak 2012: Balyoz sanığı Koramiral Kadir Sağdıç’a ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü. Sağdıç, Hasdal Cezaevi’ni ofis olarak kullandıklarını belirtirken “Dışarıdayken ilgilenemem. İçeride faturalarını daha iyi kesiyorum” şeklinde konuşuyordu.

3 Ağustos 2012: Ergenekon davasında tanık olarak ifade veren Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök, “Bu seminer icra edilmiş fakat en tehlikeli senaryo amacını biraz aşkın şekilde oynanmış. Siyasi kişiler ve siyasi olaylar gerçekmiş gibi oynanmış. Ben de Kara Kuvvetleri komutanına incelettim” dedi.

2 Eylül 2012: Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, Hürriyet Gazetesi’ne Balyoz plan seminerinin emrine aykırı yapıldığını açıkladı.






          
Tel.   +49  (0) 621-15 12 12  
Fax +49 (0) 621-29 18 50

Kontakt:  uyan@uyan.de

Copyright © 2000 Cumali UYAN, Stand: 01. April 2002