www.uyan.de


24.02.2012


BAĞIMSIZ AYLIK DERGİ
 
Cellat hakkında soruşturmaya izin verir misiniz sayın Başbakan?
TARAF Gazetesinden
MİT Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte çok sayıda faili meçhul cinayetten aranan Yeşil hakkındaki yakalama kararı da düştü. Savcılık, soruşturma için izin talebinde bulunacak.
MİT yöneticilerine yönelik KCK soruşturması nedeniyle MİT Kanunu’nda yapılan değişiklikle soruşturmaların Başbakan’ın iznine bağlanması üzerine, çok sayıda faili meçhul cinayetle ilgili aranan Yeşil kod adlı eski MİT mensubu Mahmut Yıldırım hakkındaki yakalama kararları düştü.
Soruşturma için Başbakan’dan izin istenecek. Bir başka davanın şüphelileri Mehmet Eymür, Yavuz Ataç ve Müfit Sement için de izin gerekli. Başbakanlık kaynakları, “Talep gelirse izin verilecek” dedi. Taraf ’ın edindiği bilgilere göre, yeni MİT düzenlemesinden Yeşil de yararlanacak. Tunceli Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten Malatya Özel Yetkili Savcılığı’nın talebiyle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin çıkardığı yakalama kararının yeni düzenleme üzerine düştüğü belirtildi. Yine faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak Diyarbakır ve Ankara’da sürmekte olan dava ve soruşturmalarda da Yeşil ile ilgili cezai takibat yapılabilmesi için Başbakanlık’tan izin istenmesi gereğinin ortaya çıktığı kaydedildi. Yeşil hakkındaki yakalama kararının hükümsüz olarak işlem göreceği ifade edildi. Savcılıklar, soruşturmaya devam edebilmek için dosyaları Başbakanlığa gönderecek.


Mesut Barzani: Artık biz Kürtlerin haklarımızı alma zamanı geldi

Federal Irak devletinin Kürdistan eyaleti başkanı Mesut Barzani BDP ve DTK başkanlarının da katıldığı Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen konferansta artık Kürtler’in haklarını elde etme zamanının geldiğini ve bu konuda karar almaları gerektiğini söyledi. İran’da, 1946’da kurulan ancak aynı yıl İran ordusu tarafından yıkılan Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nin 66. kuruluş yıldönümü nedeniyle Erbil kentinde konferans düzenlendi. Konferansa, Mesud Barzani’nin yanı sıra, Barzani’nin davetlisi olarak BDP Eşbakanı Selahattin Demirtaş, DTK Eşbakanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık ile Nazmi Gür katıldı ve Selahattin Demirtaş da bir konuşma yaptı.

Daha önceki Faşist/Sol Hükümeti de APO'yla görüşmüş

ANASOL-M'de İmralı ile görüştü Genel Kurul'da "Oslo görüşmeleri" üzerine başlayan tartışmalar MHP'nin ortağı olduğu ANASOL-M Hükümeti döneminde de devletin Öcalan'la görüşme yaptığını ortaya çıkardı. Hatırlanacağı gibi, PKK veya APO ile görüşmeyi boyun eğme diye algılamaktaydı siyasi ülkenin siyasi ekabirleri. Teröristlerle(!) bir masaya oturamazlardı guya. Çok insan kanının akması onların umurunda bile değildi.

Kuyudan kafatası çıktı

Taraf - On yedi yıl önce Dargeçit’te gözaltına alınan kayıp yedi köylünün cesedinin atıldığı öne sürülen su kuyusunda yapılan araştırmalarda kafatası ve kemikler bulundu.
Mardin’in Dargeçit İlçesi’nde 1995 yılında jandarma tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan yedi kişinin cesetlerini bulmak için dün savcılık kararıyla bölgede kazılar yapıldı. İki farklı noktada insan kemikleri ve kafataslarına ulaşıldı. Bir kuyudan kemiklerle birlikte çıkarılan giysilerin, kayıp kişilerden 14 yaşındaki Seyhan Doğan’a ait olduğu ağabeyi Abdülkerim Doğan tarafından teyit edildi.
29 Ekim 1995’te iki öğretmenin PKK tarafından öldürülmesi üzerine jandarmanın 2-6 Kasım 1995 tarihlerinde gözaltına aldığı Süleyman Seyhan (57), Abdurahman Coşkun (21), Abdullah Olcay (20), Mehmet Emin Aslan (19), Nedim Akyön (16), Seyhan Doğan (14) ve Davut Altınkaynak’ın (13) kaybolmasına ilişkin dosya, “kayıp kişilerin PKK’ya katıldıkları” iddiasıyla kapatılmıştı. Bir yıl sonra 6 Mart 1996’da o dönem Dargeçit’te görev yapan Uzman Çavuş Bilal Batırır’ın gösterdiği belirtilen Dargeçit’in Korucu Köyü’ndeki bir kuyunun içinden kayıp şahıslardan Süleyman Seyhan’ın cesedi çıkarıldı. Elleri arkasından bağlı ve kafası vücudundan ayrılmış olarak bulunan Seyhan’ın cesedinin yerini gösterdiği iddia edilen Uzman Çavuş Batırır da, cesedin bulunmasından iki gün sonra ortadan kayboldu.

Şerefli insanları koruyamayan devletten oruspulara polis koruması
Koruma istemesine rağmen erkek şiddetinin kurbanı olan kadınlar Emniyet'e ders oldu. Polis, fuhuş yaptığı Maltepe sahilinde tehdit alan (seks işçisinin) şikayetini kabul edip koruma verdi. Gazeteler seks işçisi veya emekçisi diye onlara destek oluyor. Yaslar karşısında elbette herkes eşit muamele görmeli. Ama görebildiğimiz kadarıyla bunlar horlanmıyor, haysiyetiyle geçinen fakir fukara kesim ayak topu gibi oradan oraya atılıyor, süründürülüyor.

En barışçıl olanlar sizce demokrasi düşmanı faşistler mi?
Musa Anter barışçı olmadığı için mi devletçe katledildi?

Bakana göre Türk vatandaşlığına dönme şartı:
Barışçıl olmak

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Anter Anter'in Türk vatandaşlığına dönme talebiyle ilgili olarak 'memleketine, ülkesine sağduyulu, ön yargısız ve barışçıl bir bakış içinde olan herkese, son derece iyi niyetle ve güvene dayalı bir duyguyla bakıyoruz' dedi.

TC Kamu İhale Kurumu da Dindarlar(!) adına kirletildi

Ankara’da 12 kişinin tutuklandığı Kamu İhale Kurumu’nda (KİK) yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve Emniyet’teki sorgusunda kalp krizi geçiren Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kaya’nın “karar değiştirilmez diye Allah’ın emri mi var” şeklindeki sözleri polisin teknik takibine takıldı. Ali Kaya’nın, KİK’te görüşülecek bir ihale dosyası için Yönetim Kurulu üyelerini ikna edeceğini ve karar defteri üzerinde şirket menfaatine yönelik düzeltme yapma girişimi yapıldığını belirttiği 29.06.2010, 12.49’daki görüşmesi şöyle:

Ali Kaya: Karar değişmez diye Allah’ın emri mi var? Yav ne yapmamı istiyorsunuz biliyor musunuz. Ben alacam karar defterini yazacam imzamı atacam Ali Kaya değiştirmiş olacak. Yani ya bu kaç defa değiştirdik İller Bankası’nın işinde bile ben karar değiştirdim. Sami şimdi ben Ali Kemal’le niye kavga edecem.

Sami: Yok kavga etmeyin yav abi kurban oluyum ben biz tutanağa girecez orda değiştirecez, bizim için hiç problem değil yani. Onu Ali Kemal Bey ile halledin onu değiştiririz bizim için problem değil yani.

Siz ihaleyi halledin Türüt’ü biz ayarlarız

İş adamlarının ihalenin lehlerine sonuçlanması için rüşvet verdikleri iddia edilen KİK çalışanları Ali Kaya, Osman Turna ve Şenol Varuer’in şahsi giderlerinin dahi bu iş adamları tarafından karşılandığı teknik takipte ortaya çıkmıştı.

Ve MiT'e dokunulmazlık yasası da jet hızıyla geçti
Aslında tartışma konusu bilinçli olarak saptırılıyor. Irkçılıkta zıvanadan çıkan veya çıkartılan topluma 25 milyonluk Kürt nüfusunun inkarı ezberlettirildi. Bunun en yoğun biçimi de 12 Eylül askeri faşist darbecilerince uygulamaya kondu. Kürtlerin binde biri de olsa o ırkçı faşist devlet yönetimine silahlı bir ayaklanmayla karşı çıkınca veya o zamanki devlet yönetimine isyan edince Kürtlerin tümü düşman sayıldı. Ve adına da Terör kondu. 1984 yılından bu yana ne iktidarlar gelip geçti, ne ahkamlar kesildi ve ne kadar demokratik adımlar atıldıysa da Türklerin genelde Kürtlerin sorunlarına bakış açılarında zırnık değişmedi. Kim Kürtlere karşı mesafeli davrandıysa veya Apo bahanesiyle hakaretler saydırdıysa o veya onlar makul vatandaş veya devlet adamı sayıldı. Şimdi Oslo'da neden MİT PKK'yla görüştü diye savcılık dava açıyor. İşin gerçeği ise şu: Başbakan siyasi iktidar olarak gelip geçicidir. MİT ise sicili bozuk da olsa devletin kalıcı bir demirbaşıdır. Eğer sorun çözümlenmek isteniyorsa, buna siyasiler karar vermeli onlar uğraşmalı, elinin altındaki devletin istihbarat örgütü değil. İki yüzlü davranmasınlar, fazla ihsan beklenmez.

Sel gider sistem kalır

16 Şubat 2012 Perşembe Taraf Gazetesinden

Eski parayla bir katrilyon...

Yeni parayla bir milyar lira...

Dolarla söylersek yaklaşık 600 milyon dolar.

Kılına dahi dokunulamayacaklara da dokunulmaya başlandı ama..

Şimdiye kadar mutlak dokunulmazlık zırhına bürünen ve hiç kılına dahi dokunulamayan MİT'çilere de dokunulmaya başlanıyor. Ancak, onların imdadına da AKP, Başbakan ve Cumhurbaşkanı yetişiyor ve acilen çıkarılmaya başlanan bir yasa değişikliğiyle onların yargıdan kurtarılmaya özenle çaba sarfediliyor.
Böylesi bir durumuda MİT'çiler hakkında soruşturma açılabilmesi için yeni bir yasal düzenleme gereği Başbakan'ın iznine başvurulacağı koşulu getiriliyor. Elin demokratik diğer tüm ülkelerinde başbakanların bile yargılanmaları için önlerinde yasal engeller olmadığı halde, burada bürokratların yargılanabilmesi için başbakandan izin alınması gerekiyor. Hani yasalar önünde herkes eşitti? Tecrübeler bu türden dokunulmazlıklarla insanların ne kadar şımardıklarını, pis işlere bulandıklarını gösterdi. Siyasi iktidarlar bunda hiç mi bir ders çıkartamayacak?


Doğan Güreş'in Eşref Bitlis suikastı itirafına gerek var mı?

Cumali Uyan

1993 yılında jandarma genel komutanı orgeneral Eşref Bitlis'e yönelik suikast sonucu düşürülen uçakta buzlanma olduğu açıklaması dalga geçercesine yapılmıştı. O zamanın genelkurmayı sadece o sahte açıklama değil, aynı zamanda biz istediğimizi yok eder ve böylesine eften püften açılamalarla konuyu örtpas ederiz mesajı verilmişti. Şimdi aradan 19 yıl geçtikten sonra o zamanın genelkurmay başkanı Doğan Güreş TRT'ye o açıklamanın sahte olduğunu veya en efendi bir açıklamayla yanlış olduğunu söylüyor. Bazı konuları anlamak için insanın ille de pilot veya mühendis olması gerekmiyor. Yazın temmuz sıcaklığında uçakla Anadolu toprakları üzerinden uçarken, yolculara teknik veya astrolojik bazı bilgiler veriliyor ve uçak dışında ısının eksi 54 derece olduğu ekrana yansıtılıyor veya anons ediliyor. Oysa aynı anda yerde ısı artı 40 veya 45 derece düzeylerinde. Hergün salt Frankfurt havaalanına ortalama bin uçak inip kalkıyor. Havada dünyanın her yerine insan taşıyan o kadar uçaklarda buzlanma olmuyor da, mayıs ayında sadece dört bin metre yükseklikten nasıl oluyor da Bitlis'in içinde bulunduğu uçak Ankara yakınlarında motordaki bir buzlanmadan dolayı düşüyor? O zaman da o açıklamaya karşı "sen onu küllahıma anlat" demiştim.
İşin püf noktası da genelkurmay'ın PKK bahanesiyle Kürt halkına karşı düşmanca ve kirli bir savaş açtığı orgeneral Bitlis'in buna razı olmadığını zamanın cumhurbaşkanı ve hemşehrisi Turgut Özal'a bildirmesiydi.


Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Çillioğlu da intihar etmemiş, öldürülmüş meğer...

İntihar ettiği iddia edilen Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu’nun mezarından alınan örnekler üzerinde inceleme yapan Adli Tıp Kurumu’nun raporu, soruşturmayı yürüten özel yetkili savcılığa gönderildi. Raporda, saç köklerinde arseniğe rastlanan Çillioğlu’nun, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik ile kaburgalarında kırık olduğu tesbit edildi. İl Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994’te lojmanında ölü bulunan Albay Çillioğlu’nun dış otopsisinin yapılmasından sonra “intihar ettiği”nin öne sürülmesiyle ilgili dosya, oğlu Gökhan Çillioğlu’nun savcılığa başvurarak babasının suikasta uğradığını belirtmesiyle yeniden açılmıştı. Ailenin başvurusu üzerine Erzurum’a gönderilen dosya, savcılık incelemesinin ardından görevsizlik kararı verilerek Malatya’ya gönderilmişti. O zamanki sahte raporu veren doktorlar, o sahte rapora körkütük inanan ve dosyayı kapatan savcı ve yargıçlardan 18 yıl da geçmiş olsa hesap sorulacak mı, şimdilik merak konusu.

Malatya'nın Büyükşehir Belediye olması için yasa değişikliği
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, nüfusu 750 bini aşan illerin büyükşehir yapılmasına ilişkin hazırlanan kanun taslağına ilişkin olarak, ''Malatya'nın nüfusu 757 bin olmuştur, dolayısıyla büyükşehir olacak 11 ile bir il daha ilave edilmiştir'' dedi.

Malatya son 60 yıldan bu yana sağla solun üzerinde çekiştiği en ilginç bir siyasi çekim alanı. 1950 seçimlerinde nerdeyse tüm Türiye illeri belediyeleri Demokrat Partisinden olduğu halde, İsmet İnönü'nün memleketi olduğundan belediye başkanlığı CHP'de kalmaya devam etti. İlin güneyindeki bir köyden ve Aleviler üzerinde yoğun bir nüfuzu olan Doğan Dede ve kuzeyindeki Dırejan / Şatıroğlu aşiretinin yine çok nüfuzlu ağalarından Hasan Ağa'ya Menderes çok destekçi olduğu halde bu ildeki siyasi durum pek değişmedi.

JİTEM binası bahçesinde insan kemikleri ve cellatlar

Diyarbakır'ın merkez Sur İlçesi Saraykapı Semti'nde bulunan ve 1990'lı yılarda JİTEM merkezi, Jandarma Merkez Komutanlığı, Diyarbakır Kapalı Cezaevi ve Diyarbakır Adliye binasının bulunduğu alanda insanlara ait önce altı kafatası ve gün geçtikçe veya daha da derinlere inildikçe 38 kafatasıyla insan kemikleri bulundu.
Kazı çalışmalarına devam edilirken Diyarbakırlı bakan Mehdi Eker olay yerinde işlenen insanlık dışı vahşeti basına demeç vererek duygu düşüncelerini dile getirdi. Yakın tarihimizde bu denli işlenen insanlık dışı vahşeti görmezlikten gelen ırkçılar ve özellikle de günümüzün başbakanıyla dışişleri bakanı 100 önce işlenen Ermeni soykırımını örtpasla meşguller ve nerdeyse Fransa'ya karşı savaş açacaklar.


 

J 7, 19, D-68159 Mannheim
Tel.  +49  (0) 621-15 12 12  
Fax +49 (0) 621-29 18 50

Kontakt:  uyan@uyan.de mail

Copyright © 2000 Cumali UYAN, Stand: 01. April 2002


 

ANASAYFA

HABERLER

YAZARLAR

POLİTİKA

KÜLTÜR-SANAT

BİLDİRİLER

BİLGİ HAZİNE

TANITIM

TARİHTEN